Ana Sayfa

















 

 

 
Robin Trower 1971’de Procol Harum ile yollarını ayırdıktan sonra Blues üzerine daha fazla yoğunlaşmaya başladı. Bu geçiş dönemibde Stone the Crowns’dan bascı/vokalist James Dewar ve davulcu Reg Isadore ile çalışmalara başladı. Blues-rock ve power-trio Trower’ın hayallerini çok öncelerden süslüyordu. 60’ların sonunda Cream, Mountain, Blue Cheer gibi power-trio grupları yakından takip eden Trower nihayet kendi projesini oluşturma aşamasına gelmişti.

Grubun ilk albümü “Twice Removed From Yesterday” 1973 senesinde Robin Trower Band olarak piyasaya çıktı. Albümde “I Can’t Wait Much Longer”, “Hannah”, ve “Daydream” öne çıkan parçalar olmuştu. Blues yanında albümün bazı bölümlerinde progressive ögelere de rastlamak mümkün olsa da Robin Trower bu albümle ne kadar iyi bir blues/rock gitaristi olduğunu ispatlıyordu. Bu arada James Dewar ve Reg Isadore’un da katkılarını göz ardı etmemek gerekiyor.

Grup 1974 yılında 70’lerin belki de en iyi “gitar” albümüne imza atacaktı. “Bridge of Sighs” albüme ismini veren yine progressive rock etkileri taşıyan parça ve özellikle albüme müthiş bir açılış sunan “Day of the Eagle” ile hafızalara kazınacaktı. Albüm rock tarihinde Robin Trower’ın baş yapıtı olarak  anılmıştır. Fakat yine Dewar’ın vokal ve sağlam bas partisyonları ile Isadore’un davulunu unutmamak gerekiyor.

“Bridge of Sights”ın başarısının ardından grup yeni albüm üzerine çalışmaya başladı. Davulcu Reg Isadore yoğun tempoyu neden göstererek gruptan ayrılma kararı aldı. Yerine blues konusunda Isadore’dan bir adım daha ilerde olan Bill Lordan geldi. Trower, Dewar ve Lordan’dan oluşan grup yeni albümleri “For Earth Below”u 1975 başlarında çıkardı. Diğer iki albüme oranla daha fazla klasik blues’a yer veren çalışma yine olumlu eleştiriler aldı.

03 Şubat 1976 senesinde grup Stockholm’de muhteşem bir konsere imza attı. Bu konser’den oluşan kayıtlar 1976 senesinde “Robin Trower Live” adıyla piyasaya sürüldü. Fakat tüm bu başarılı gidiş sırasında Jim Dewar, Trower’ın isminin grubun önüne çıkmasını bahane ederek huzursuz olduğunu gösteriyordu. Grup bir sonraki albümün kayıtlarına kafalarında bazı soru işaretleri ile başlamıştı.

Yeni albüm 1976 sonlarında “Long Misty Days” dinleyicilerle buluştuğunda grup içi anlaşmazlıklar artık tamamen su yüzüne çıkmıştı. Fakat albüm son derece başarılı bulundu. “Messin the Blues” grubun ayrılmadan önce ki son hit’i olmuştu.

1973-1976 seneleri arasında çıkan albümler ile kendini kanıtlayan Robin Trower ne olursa olsun yola devam etme kararını çoktan vermişti. Jim Dewar’ın gruptan ayrılması ile beraber yeni bir kadro oluşturmak üzere arayışlara başladı. Trower, Jim Dewar ve Bill Lordan’nın grup için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Yapılan bir dizi görüşmenin ardından Dewar ve Lordan tekrar geri döndüler. Dewar’ın şartı grupta sadece vokalist olarak yer almaktı. Bas gitara Rusty Allen alınarak bu problem de çözülmüş oldu.

Artık power-trio’dan çıkan grup 4 kişilik bu kadro ile 1977’de “In City Dreams”i çıkardı. Fakat bu albüm bir çok Robin Trower hayranını şaşırttı, zira grup space-rock sularında gezinmeye başlamıştı. “Sweet Wine of Love” veya “Bluebird” gibi Blues parçalara rağmen grubun soundunda net bir değişiklik gözlemleniyordu.




1978 tarihli bir sonra ki albüm “Caravan to Midnight” ile psychdlic gitarı ile ön plana çıkan Trower hayranları üzerinde ki kredisini de zorlamaya başlamıştı. Gerek “In City Dreams” gerekse “Caravan to Midnight” asla kötü albümler değildiler. Fakat Trower’ı Blues çalan bir rock gitar kahramanı olarak görmek isteyenler sanırım daha ağır basmaktaydı.

2 yıllık bir suskunluğun ardından Trower’da gerçeği gördü ve özüne dönme kararı aldı. Yeni albümü Trower/Dewar/Lordan olarak yine power-trio olarak kayıt eden grup 1980’de “Bridge of Sights”dan sonra en sıkı albümleri “Victims of the Fury” ile geri döndü. Fakat bu albüm sonrasında Dewar ve Trower arasında yeni anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştı. Jim Dewar gruptan tekrar ayrıldı. Lordan ise devam etmeye karar verdi. Bu sıralar yeni arayışlar içerisinde olan Trower belkide en önemli hayalini gerçekleştirmek için doğru zamanın geldiğine inanmıştı. Daha önce Eric Clapton ve Ginger Baker’la beraber Cream’de yer alan, daha sonra Trower’ın favorisi bir başka grup olan Mountain gitaristi Leslie West ile albümler yapan, Jack Bruce’a birlikte çalışma teklifini götürdü. Jack Bruce zaten yakından takip ettiği bu yetenekli gitaristin teklifini kabul etti.

1981’de B.L.T (Bruce/Lordan/Trower) yepyeni bir power-trio ile ilk albümünü çıkardı. Hard-Rock, Blues ve Progressive Rock arasında gidip gelen çalışma çok büyük bir ilgi ile karşılandı. Albümde bas gitar yanında tüm vokalleri de üstlenen Jack Bruce ne kadar iyi bir vokalist olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı.

Bu albüm sonrası Bill Lordan gruptan ayrıldı ve grup ismi Robin Trower/Jack Bruce olarak değişti. Albümde ki davullar da eski dost Reg Isadore tarafından çalındı. Yine 1981’de piyasaya çıkan yeni albüm “Truce” içinde daha çok blues barındırıyordu. “Gonna Shut You Down” ve Last Train to the Stars” albümü sırtlayan parçalar olmuştu.

Jack Bruce solo kariyerine devam etmek istediği için Trower ile olan beraberliğine 1983 başlarında son verdi. Yeni albüm çalışmaları için eleman arayışına başlayan Trower ilk olarak James Dewar ile görüşüp, onay aldı. Bas gitara Dave Bronze alındı. Davul’da ise Bob Clouter ve Alan Clark bagetleri paylaştılar. Fakat “Back It Up” Robin Trower’ın kariyerinin en kötü çalışması oldu. Dewar bu sefer ağır sağlık sorunları yüzünden gruptan ayrıldı.

1985 senesinde Robin Trower bascı (Dewar’dan sonra aynı zamanda vokalist) Dave Bronze ve davulcu Martin Clapson ile birlikte Londra’da verdiği konserin kayıtlarından oluşan “Beyond the Mist” ile yeniden geri döndü. Albüme daha sonra iki yeni stüdyo çalışması olan “The Last Time” ve “Keeping A Secret” eklendi. Sonuç yine çok iyi olmamıştı. Eleştirmenler bunu çok iyi bir bascı olmasına rağmen vokalde yetersiz kalmasından dolayı Dave Bronze bağlamıştı.

Her şeye yeniden başlaması gerektiğine karar veren Trower önce vokalist konusu üzerinde yoğunlaştı. Dewar ve Bruce sonrası yine sağlam bir vokalist olan Davey Pattison ile anlaşma sağladı. Ayrıca Bill Lordan sonrası bir türlü aradığı davulcuyu bulamayan Trower blues konusunda deneyimli Peter Thompson’ı gruba dahil edildi. Ayrıca yıllarca gitar/bas/davul üzerine kurulu müziğine tuşlu çalgıları da eklemek isteyen Trower yeni albüm kayıtların da Bobby Martin ve Reg Webb’den destek aldı. Bas gitar’da ise yine Dave Bronze vardı. Nihayet yeni albüm “Passion” 1987’de müzik severler ile buluştu. Beklenildiği gibi güzel bir işe imza atan Trower’ın yeni çalışmasında “Caroline”, Won’t Even Think About You” ve bir Moody Blues cover’ı olan “No Time” albümü sırtlayan parçalar oldular.


Bu başarılı albüm sonrası Trower aynı kadro ile (Trower/Pattison/Thompson/Bronze/Martin/Webb) ile hiç vakit kaybetmeden yeniden stüdyo’ya kapandı. Takvimler Ocak 1988’i gösterdiğinde bir önceki albüm “Passion” ile aynı çizgide seyreden “Take What You Need” ile Robin Trower 80’leri de geride bırakmış oluyordu. Artık Trower Eric Clapton, Leslie West, Ronnie Montrose gibi blues-rock gitaristleri ile birlikte anılmaktaydı.

Robin Trower 2 yıl sonra bir sound-track albüm olan “In The Line Of Fire” isimli çalışmayı piyasaya çıkardı. Daha çok enstrümental parçalardan oluşan albümde vokal olan parçaları yine Davey Pattison seslendirmişti. Ayrıca Bobby Mayo (Kybds), Bashri Johnson (Perc), John Regan (Bas), Tony Beard (Drms) albüme destek verdiler. Uzun bir ara verdiği power-trio / blues-rock sularına tekrar dönmeğe karar veren Trower ilk olarak sesi ile Dewar’ı anımsatan Livingston Brown (aynı zamanda bas gitarist) ve davulcu Jeff Mayuyu ile çalışmalarına başladı. 1994 senesinde tüm Trower hayranlarına “nihayet” dedirten kalite de bir blues-rock çalışması “20th Century Blues” raflarda ki yerini aldı.

“20th Century Blues” sonrası yine uzun bir sessizliğe bürünen Trower grubun orijinal kadrosundan 1973/1975 yılları grupta davul çalmış olan Reg Isadore ile vakit geçirmeye başladı. Uzun süre müzikten uzak kalan Isadore ile birlikte yeni bir şeyler yapmak isteyen Trower bas gitara Paul Page ve tuşlu çalgılara Nicky Brown’u alarak yeni albüm üzerinde çalışmaya başladı. Artık iyice blues’a dönen Trower bu albümde ilk defa vokalleri de üstlenmeye karar verdi. 1997 senesinde piyasaya çıkan “Someday Blues” daha önce Cream tarafından da coverlanan “Crossroads” isimli Robert Johnson bestesini de bünyesinde barındıran mükemmel bir albümdü. Ayrıca albüm de bir önceki çalışma “20th Century Blues”da yer alan “Extermination Blues”un farklı bir yorumu da bulunuyordu.

Artık 3 yıl aralar ile albüm çıkartmaya alışan Trower 2000 senesinde bu sefer Hendrix’e adadığı hard-rock bir albüm olan “Go My Way” ile hayranlarının karşısına çıktı. Davul’da yine Reg Isadore’u gördüğümüz albümde vokal’de “20th Century Blues’da bas da çalan Livingstone Brown ve bas’da Paul page yer alıyordu.

Bilindiği üzere yine 3 sene ortalardan kaybolan Trower 2003’de “Passion (1987)” ve “Take What You Need (1988)”de beraber çalıştığı Davey Pattison (Voc), Dave Bronze (Bas) ve Peter Thompson (Drms) ile beraber kayıt ettiği “Living Out Of Time”ı çıkardı.

Şu aralar yine eski dostlar ile eski blues standart’larının yorumlarının yer alacağı yeni albümü üzerine çalışan Trower’ın 2003 tarihli son albümünden sonra aslında süresi doldu. Bakalım üstad bitmeyen enerjisi ile bizlere neler vaad edecek.

Bu yazıyı Muddy Waters’ın unutulmaz parçası “Blues Had A Baby And They Named It Rock’n Roll”dinleyerek noktalamak istiyorum.


Yazar: Cem Metin
Yazar Email: cemmetin65@hotmail.com
Yazar Üye Adı: boogie
Yazıldığı Tarih: 27 Temmuz 2006


Bu yazarın diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com