Ana Sayfa



















Hardal

> Biyografi

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Forum

1976 yılı, ülkemizin siyasi çalkantılarının ve terör olaylarının zirveye çıktığı ve müzik dünyamızın da giderek kaosa sürüklenmeye başladığı bir dönemin habercisidir. Yalnız ülkemizde değil, tüm dünyada müzik piyasası bir çıkmaza girmek üzeredir. Sadece müzik mi ? Sinema da öyle. Geçmişin, çok değil 5-6 sene öncesinin heyecan dolu günleri, grup müziği anlayışı ve istikrar, artık çok gerilerde kalmıştır. Burhan Ağaoğlu isimli rock tutkunu bir müziksever, öteden beri tanıdığı ve dinlediği arkadaşlarını bir "grup" çatısı altında toplamak için kolları sıvar. Rock müziğimizde efsane mertebesine ulaşmış birkaç gruptan olan "Yeraltı Dörtlüsü"nün son dönem elemanlarına bir teklif götürür; Sedat Avcı (davul), Aydın B. Şencan (basgitar) ve Cahit Kukul (gitar). Sedat ve Avcı o sıralar Seyyal Taner ile birlikte "25. Saat" grubuyla yeri göğü inletmektedirler turne ve konserlerle. Teklife de sıcak bakmaktadırlar. Vokalde ise Şükrü Yüksel'e teklif gider. Zaten böyle bir oluşumu bekleyen Şükrü Yüksel, grubun kalıcı bir elemanı olarak yerini alacaktır. Düzensiz aralıklarla bir araya gelip provalar yaparlar, birbirlerine besteleri konusunda fikir alışverişlerinde bulunurlar. Ancak, bestelerin büyük bölümü alt yapı olarak klavye gerektiren parçalardır ve bu konuda genç bir müzisyen Özkan Turgay da gruba dahil edilerek başından beri planlanan albüm'ün kayıtlarına başlanır. Ve 1978 yılında, İstanbul Gelişim Stüdyosu'nda kaydedilen ve Türk Rock'ının yüz akı albümlerinden biri olan "Nasıl, Ne Zaman" plakçı vitrinlerini süslemeye başlar

Yazımın başında 1976 yılının polemikli günlerine değinmiştim. O dönem ile Hardal'ın albümü arası dönemi kısaca irdelersek; dediğim gibi rock müziğin o 70'lerin başındaki coşkusundan eser kalmamıştır. Hem ülkemiz, hem de tüm dünyada bu durum geçerliydi. Üç Hürel dağılmış (1977), Erkin Koray uzunca sürecek bir yurtdışı seyahatine başlamış, Barış Manço son albümleriyle dibe vurmuş, can simidi olarak gördüğü "Yeni Bir Gün" albümünün kayıtları ile meşguldür, Ersen grubu Dadaşlar ile önce Hafif Müzik sonraları da iyice arabesk tarza yönelmiş, Cem Karaca ise gittikçe sloganlaşan bir tavır ile belli bir kesimin önde gideni olmuştur. Deep Purple, Led Zeppelin, Jethro Tull ve Santana Band gibi uzun uçuşları ve sahnede takındıkları uzun süreli doğaçlamalar ile özdeşleşmiş gruplar artık eski verimliliklerinden uzaktaydılar. Dünyayı etkisi altına alan Disco ve Punk akımından, ülkemiz de nasibini almaktaydı fazlasıyla. 1977 ortalarında giyimleri ve uçuk şarkı sözleriyle "Tünay Akdeniz & Çığrışım"ı görmekteyiz TV ekranında ve listelerde. Bir de yeni yeni kurulan ve geçmiş dönemden bayrağı devralmaya hazır birkaç rock grubu; Devil, Whisky, Denge gibi.


İşte bu noktada "Hardal"ın kurulması oldukça özveri isteyen bir karardır. Soft tınılarla çalınan gitarlar, hammond klavye ile sağlamlaştırılan alt yapı ve kural tanımaz sözler. Albüm piyasaya çıkar çıkmaz büyük şaşkınlık ve ilgi ile karşılanır. Geçmişten beri ülkemiz rock müziği için çırpınıp duran İzzet Öz de sessiz kalmaz ve TRT'ye kendi imkanlarıyla yaptığı "Teleskop" programına davet eder gurubu, üstelik canlı performanslarıyla. Grup elemanları'nın üçü'nün Erkin Koray kadrosundan geldiğini düşünenler, bir nebze olsun "Erkinvari" birşeyler aradılar, kıyaslama yaptılar. Ama rock müzik evrenseldi, elbette kullanılan akorlarda ve gitar riflerinde benzeşme olacaktı. Erkin Koray böyle bir grubun varlığını yurt dışındayken öğrendi, bir kereliğine geldiği Türkiye'de ise dinleme fırsatını buldu. Ve beklenen an geldi çattı, 12 Eylül darbesiyle bir anda her şey bıçak gibi kesildi. Özellikle müzik sanatçı ve grupları bu dönemde hiç düşmedikleri sıkıntıları yaşadılar; yasaklandılar, hapse girdiler, geçmişleri bir anda silindi.

"Hardal"ın bu dönemden nasıl etkilendikleri konusunda bir fikrim yok, ancak kısa bir süre sonra yeni bir albüm hazırlıklarına giriştikleri öğrenildi. Bestelerin hazır olduğu ve kayda girileceği dönemlerde Aydın B. Şencan, Kanada'ya gider, Sedat Avcı ise Hollanda'ya, Erkin Koray ile buluşmaya. Ama bunlar Şükrü Yüksel, Cahit Kukul ve Özkan Turgay'ı etkilemez. Zafer Oğuz isimli bir davulcuyu yanlarına alarak kayıtlara devam ederler. Aydın B. Şencan, bas kayıtlarını yapmadan Kanada'ya gitmemiştir ama. Bu arada kısa bir anektodu da eklemeden edemeyeceğim; her iki albümde de Özkan Turgay klavyeleri çalmış ise de nedendir bilinmez grubun fotoğraflarında yer almamıştır. Ve 1983 gelmeden grubun ikinci albümleri "Nereden Nereye" piyasaya sürülür. Bu sefer sözler ve gitarlar biraz daha sertleşmiştir. Zar zor gerçekleşen konserlerden İTÜ'de yapılanına katılırlar. Elemanların sürekli değişmesi, piyasada yaşanan konser ve mali durgunluğun albüm satışlarına yansıması sonucu karamsarlığa kapılan grup elemanları, bir süre ara vermeye karar verirler. Taa ki 1992 yılına kadar.

Kanada'ya yerleştikten sonra iyice Türkiye'den kopan Aydın B. Şencan, Erkin Koray'ın 1983 yılı ziyaretinden sonra ikinci bir şok yaşar ve Şükrü Yüksel'i karşısında bulur. Konu bellidir; "Tekrar bir araya gelelim"... Zaten hazır olan söz ve besteler üzerinde uzun süre çalışma fırsatı bulurlar. Eski elemanlardan Sedat Avcı, yine Erkin Koray'la konserlere çıkmaktadır, bir ara Cem Karaca ile çalışır. Cahit Kukul ise Rami'de müzik savaşına devam eder, eski dostlarını bir araya toplayarak "Meteor" adında grup kurar, bir de albüm çıkarırlar "Hardal" tadında ama o ayrı bir yazı konusu. Cahit Kukul, eski ve yeni kuşak rock severlerin baskıları sonucu, kendi seçtiği "Hardal" parçalarını "Seçmeler" adı altında piyasaya sürer 1997 yılında. Kanada'dan dönen Şükrü Yüksel ve Aydın B. Şencan, albüm kayıtlarına başlarlar.

Sene 1997, davulda eski dost Zafer Oğuz, klavyelerde ve düzenlemelerde yine Özkan Turgay gitarlarda ise Alper Karamahmutoğlu ve vokalde Şükrü Yüksel kadrosuyla tamamlanan albüm 1998 yılında "Yeniden Doğuş" adıyla piyasaya sürülür. Yeni albüm, akabinde yeni bir sounddu da beraberinde getirdi. Geçen zaman içinde Türkiye'deki müzik endüstrisi, gelişen teknolojiye paralel olarak baş döndürücü bir hızla gelişmişti. Çok kanallı stüdyolar, pahallı müzik aletleri, efektler, pedallar vs... Geçmiş iki albüme nazaran daha efektifiye ve dijital bir albüm olarak göze çarpıyor. Aydın B. Şencan kayıtlardan sonra Kanada'ya geri döner. Sedat Avcı bir müddet daha Erkin Koray ile çalışır, ancak vücudu yılların yorgunluğunu ve alkollü geçen günlerin ağırlığını kaldıramaz; bu sene vefat eder ve rock camiasını yasa boğar. Özellikle Erkin Koray'ın soundunda belirleyici rolü oynayan ve neredeyse onunla özdeşleşen Sedat Avcı'nın beklenmedik ölümü -ölümünden bir gece önce Erkin Koray'la Jazz Stop'ta çaldılar- Şükrü Yüksel'i de derinden etkiler. Şu sıralar kendisinden bir haber alamıyoruz, ancak bu uzun sessizlik, özellikle de rock müzisyenleri için hayra alamet değildir. Mutlaka yeni eserlerle geri dönecektir. Röportajlarında bu kıvılcımı zaten hissedebiliyorsunuz.

Okunma Sayısı: 40458
Katkı Sağlayanlar:
- Admin - Sanatçıyı önerdi. - 16 Haziran 2006 15:09:11
- more_beer - Sanatçı biyografisini gönderdi. - 02 Ağustos 2006 23:14:54
- dewrose - Sanatçı biyografisinde düzenleme yaptı. - 09 Ağustos 2008 03:40:19
- BeanTeethMan - Sanatçı biyografisinde düzenleme yaptı. - 04 Ekim 2008 19:01:52

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com